Davalarda iddiayı ya da savunmayı destekleyici delil ya da ispat vasıtası olarak kullanılmak üzere imza, yazı ve sahtecilik incelemelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin, ceza hukukunda resmi ve özel evrakta sahtecilik yapmak, yani bir çek ya da bonoyu veya bir tapu senedini sahte olarak oluşturmak ya da başkasının adıyla imzalamak suçtur. İste böyle bir ceza davasında, dava konusu çek ya da senet altındaki imzanın aidiyetinin ya da gerçekliğinin belirlenmesi için bilirkişi incelemesine başvurulmaktadır.

Özel hukuk alanında, alacak davalarında, çek, senet takiplerinde, sözleşmeden doğan anlaşmazlıklarda, taraflardan birinin imzasını inkâr etmesi halinde imza incelemesi yaptırılmaktadır. Bu tür imza incelemesinin hangi yöntem ve esaslara göre yapılacağının belirlenmesi için bir takım hukuki düzenlemeler yapılmış, yasalara maddeler konulmuştur. Adli belge inceleme olarak adlandırılan yazı, imza ve sahtecilik incelemeleri ile ilgili kanun maddeleri, kullanım amacına uygun olarak, HUMK ve İİK’da yer almaktadır.

Yazı ve imza incelemesinin yapılmasında izlenecek yol ve uyulması gereken esasların şekil ve şartları HUMK 308. ve 309. maddede ayrıntılı bir şekilde düzenlemiştir. Bu kurallar gerek hâkim gerekse bilirkişi açısından bağlayıcı ve emredici kurallar olduğu için bu hususlara sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir.

HUMK 308’e göre davanın görülmesi sırasında, bir taraf kendisine ait olduğu ileri sürülen, senette bulunan yazı ve imzayı inkâr veya tanımadığını beyan ederse, hâkim öncelikle iki tarafın ifadelerini dinler ve mevcut delilleri inceler. Bunun sonucunda yeterli derecede kanaat getirirse, senedi kabul ederek esas hakkında karar verir. Kanaat hâsıl olmazsa hâkim, iki tarafın duruşmada hazır bulunarak dinlenmesi için karar verir.

Belirlenen günde her iki taraf, senet hakkında açıklama yapar, imza incelemesine elverişli belgeleri sunar ve yazı ve imzanın varlığını ne şekilde ve ne vasıta ile ispat edebileceklerini beyan ederler. Bundan sonra yapılması gerekenler 309. maddede ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Buna göre hâkim ilk önce tarafları dinler ve onların gösterdikleri delillerle bir kanaat edinmeye çalışır. Bu şekilde kâfi derecede kanaat edinirse senedin kabul veya reddine karar verir. Hâkim yeterli kanaat edinemezse iki tarafı dinlemek için çağırır. Taraflar dinlenmeleri sırasında uygulamaya elverişli belgeleri gösterir ve tayin ederler.

Hangi belgelerin uygulamaya elverişli olduğu 309. maddenin ikinci fıkrasında da sayılmıştır. Taraflar inkâr edilen yazı veya imzanın doğruluğunu ne şekilde ve hangi vasıtalarla, yani şahitle mi, yazılı belge ile mi ispat edeceklerini beyan ederler. Hâkim bu şekilde de kâfi kanaat edinemezse senedi imza ettiği iddia olunan taraftan imza ve yazı örnekleri alır. Söz konusu tarafın yazdığı yazı ve imza ile senetteki yazı ve imza, imza incelemesi için bilirkişiye tevdi edilir.

Gerek hâkim gerekse bilirkişi, imza veya yazı incelemesini, inkâr edilen imza ile bu imzayı inkâr eden tarafa ait olduğu muhakkak olan başka bir imzayı veya yazıları karşılaştırmak suretiyle yapar. Buna göre imza, yazı incelemesi ve karşılaştırması yapılabilmesi için, öncelikle imzayı inkâr eden tarafa ait olduğundan kesinlikle emin olunan imza ve yazı örneklerine ihtiyaç vardır. İmza incelemelerinde karşılaşılan güçlüklerden biri de karşılaştırmaya esas alınacak örneklerin nitelik ve niceliğinden kaynaklanmaktadır. Çünkü mahkemelerce toplanan, mukayese materyali genellikle sayıca az veya karşılaştırmaya elverişsiz olmaktadır.

HUMK’un 309. Maddesi kapsamında imza incelemelerinde örnek elde etme usulü ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Uygulamaya elverişli belgeler 309. maddenin üçüncü fıkrasında sınırlayıcı olarak sayılmıştır. Bunlar inkâr edenin, daha önce başka bir nedenle imzalamış olduğu belgelerdeki imzası, huzurda alınmış imza veya yazı örnekleri.

Yargıtay, bir kararında, imza karşılaştırmasının, belgenin hazırlanışından sonraki tarihte atılmış imza örnekleriyle yapılmış olmasını bozma sebebi kabul etmiş ve incelemenin şüpheli belgeden hem önceki hem de sonraki tarihe ait örneklerle yeniden yapılmasını gerekli örmüştür. Zira imzanın zaman içerisinde değişebilmesi mümkün olduğu gibi, imzayı atan kişinin sonradan kasıtlı olarak imzasını değiştirmesi olasılığı da vardır. Bunun için de imza incelemesine konu örneklerin zaman içerisine yayılması gerekmektedir.

Hem inceleme konusu ile örnek materyalin birbirine uygun olmasının temini, hem de örnek alımı sırasında imza değiştirmenin önüne geçebilmek için örneklerin bilirkişi huzurunda ve gözetiminde alınması zaruridir. Bu hususlara riayet edilmeyişi bilirkişileri zor durumda bırakmaktadır. Çoğu zaman örneklerin yeterli ve elverişli olmayışı nedeniyle yeniden örnek istenmektedir.

İİK’da imza inkârı ve imza inkârı sonucu uygulanacak hukuki usul ile ilgili olarak ayrıntılı hükümler mevcuttur. Borçlu kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. İcra mahkemesi duruşmadan önce yapacağı incelemede, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaate göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına dosya üzerinden karar verebilir. İcra mahkemesi, yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur.

İİK’nın 170. maddesinde imza itirazının mahkeme tarafından ciddi görülmesi durumunda mahkemenin tebligata dahi lüzum görmeden takibi durduracağı belirtilmiştir. Bu da imza inkârının icra takibi açısından ne kadar önemli bir müessese olduğunun ispatıdır. Ne yazık ki uygulamada bu hükmün uygulanmasına pek rastlanmaz. Taraflar genelde mahkemeye tebligata lüzum görmeden takibi durduracak nitelikte ve yeterlilikte delil sunamaz.

Yine aynı maddede incelemenin İİK’nın 68. maddesine göre yapılacağı ifade edilmiştir. Takibin dayandığı senet hususi olup, imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren 6 ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Bu halde icra hâkimi iki taraftan izahat alır.

İİK’nın 68. maddesine göre, “Belge altındaki imza borçlu tarafından inkâr edilirse, hâkim, 68/a maddesindeki yazılı usule göre inceleme yaptırır”. Bu ifade ile uyulması gereken usulün 68/a maddesinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. 68/a maddesinin üçüncü fıkrasında, inceleme ve mukayesenin varsa uygulamaya elverişli imza ile yoksa alınacak yazı ve imza örneği ile yapılması öngörülmüştür.

Maddenin dördüncü fıkrasında ise “imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309 uncu maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ile 310, 311 ve 312. madde hükümleri uygulanır.” denilmektedir. İİK, bu hükümle imza ve yazı incelemelerinde uyulacak kurallar hakkında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili maddelerinin uygulanacağını belirlemiş bulunmaktadır.

Madde metninden anlaşıldığı gibi HUMK 309. maddenin birinci fıkrası icra mahkemelerinde görülen ihtilaflarda uygulanmamaktadır. Bunun nedeni de icra mahkemelerinin asliye hukuk mahkemelerine göre dar yetkili olmasıdır. Dolayısıyla imzanın inkârı halinde, hâkim kendisi hiçbir inceleme yapmadan doğrudan doğruya dosyayı bilirkişiye göndermekle yükümlüdür.

DAHA DETAYLI BİLGİ ALMAK VE AKLINIZA TAKILAN SORULAR İLE İLGİLİ BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ.