Grafoloji adı altında yer alan yazı ve imza inceleme, var olan imza ve yazının bir kişiye ait olup olmadığını araştıran bir bilim dalıdır. Mahkemeye intikal eden bütün olaylarda yazı ve imza incelemesi, yetkili grafoloji uzmanı tarafından yapılmaktadır. Yargıtay’ın da ısrarla vurguladığı konulardan birisi olan yazı ve imza incelemesinin grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından yapılması gerektiği hususu, özel ve teknik bilgi gerektirdiği, ihtisas veya fenni tecrübeye bağlı olduğu gerekçe gösterilerek yazı ve imza incelemesinin grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından yapılması ısrarla vurgulanmaktadır.

Yazı ve imza inceleme uzmanı, doğru bir kanıya ulaşmak amacıyla teknik bilgisine ve becerilerine güvenmelidir. Grafoloji uzmanı bilirkişi, yazı ve imza inceleme tekniklerini ve karşılaştırma metotlarını bilimsel metotlar çerçevesinde yapsalar bile sübjektif değerlendirme yapmaktan başka çarelerinin olduğunu bildikleri için bilirkişi raporunu kanaat derecesi belirterek tamamlamaktadır.

İmzalar, birçok nedene bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Yazı ve imzalar arasında değişkenliklerin ve benzerliklerin olması yazı ve imza inceleme, karşılaştırmada benzemezlik özelliği göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Yazı ve imza incelemelerinde benzemezlik özelliği, yazının ve imzanın bilinen harf karakterleriyle yazılmış olmasına rağmen bazı harflerin birden fazla şekilde tersim (resmedilme) edilme özelliğinin olması, benzemezlik özelliğinden kaynaklanmaktadır.

İmzada kullanılan Harf karakterleri, şahısların yazı kaligrafisinin imzaya yansıması olarak kabul edilmektedir. İki farklı şahsa ait olan yazı ve imza genel görüntü olarak birbirine benzese de grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından yapılan derinlemesine imza incelemesinde yazı ve imzalar arasındaki farklılıklar tespit edilebilmektedir. Yazı ve imza incelemesi, 3 bölümden meydana gelmektedir. Yazı ve imza incelemelerinin ilk bölümünü tetkik konusu yani incelenecek imzalar oluşturmaktadır.

El yazısı ve imza incelemelerinde uyulması gereken temel şartların yanında adli belge incelemesinde kullanılan 7 temel parametre vardır. Bu 7 parametre; yazı yönü, boyutu, işleklik derecesi, düzeni, alışkanlıkları, sürat ve presyon (baskı derecesi) olarak sıralanabilir.

Adli belge incelemelerinde kullanılan parametrelerin temel çıkış noktası el yazısı kişilik bağlantısını kurmaya çalışan grafolojik çalışmalardır. Modern grafolojinin kurucusu sayılan J.Crepieux Jamin'in belirtilen amaca yönelik titiz çalışmalarının sonucunda bir el yazısını oluşturan temel unsurlar ortaya çıkarılmıştır. Bu genel unsurlar yazının yazıldığı dile, ülkeye, zamana bağlı olmaksızın her el yazısı ve imzada görülür. Ancak fotokopi belgeler üzerindeki yazıların ve imzaların tüm grafolojik tanı unsurlarını yansıtmazlar, veya nadir olarak yazının yazılmasında kullanılan standart dışı enstrüman veya zemin bu vasıfların tümünün analizini güçleştirebilmektedir.

İşleklik derecesi, yazının basıncı, hızı ve seyrine ilişkin varyansların oluşturduğu faktördür. Basınç, hız ve seyir faktörleri kendi aralarında tutarlı bir bütün oluşturduğunda yazının işlek bir yazı olduğu söylenebilir. El yazısı incelemelerinde kullanılan işleklik derecesi; yazıyı yaza kişinin yaşına, eğitimine, mesleğine, ne sıkılıkla yazı yazdığına, bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

İşlek yazı yazan kişi, işlek yazı yazmayan kişiye göre daha eğitimli veya yazı yazma işiyle uğraşan kişidir. Yazı yazan kişinin yazı yazmaya ilk başladığı anki ile sonradan yazdığı yazılar arasında da farklılıklar mevcuttur. İlk zamanlarında işlek yazı yazan kişi daha sonraki zamanlarda bu işleklik derecesini azaltmaktadır.

İşleklik derecesi yalın bir kriter olmayıp, yazıyı oluşturan diğer kriterlerin kombinasyonudur. Yazı ve imza incelemesinde kullanılan işleklik derecesi, incelemede kullanılan diğer bileşenler hakkında daha fazla bilgi sunmaktadır. Örneğin, baskı derecesinin farklı yaş, meslek ve eğitim gruplarında anlamlı ve yol gösterici özelliği bulunma iken, baskı derecesinin hız, seyir, yoğunluk ve alışkanlıklar ile birlikte oluşturduğu kombinasyon, yazıyı yazan kişi için sözü edilen özelliklerinin tanınabileceği bir hal almaktadır. İşleklik derecesi, zamana, eğitime ve yazı yazma sıklığına göre değişmekle birlikte sık sık yazı yazan kişilerde gerilemenin meydana gelmesi zorlaşmaktadır.  

Yazı yazma, hareket, zemin pozisyonu gibi fiziksel durumlarda yazıların işleklik derecesinin ortaya çıkmasında önem taşımaktadır. Yazı incelemelerinde, meslek yaş, eğitim vb. unsurlar açısından işleklik derecesi önemlidir. Bazı durumlarda yazının aidiyetinin saptanmasında bu tür gruplandırmadan yararlanılmaktadır. Fizyolojik yaşlanmaya bağlı olarak kişilerin yazdıkları yazıların işleklik derecelerinde de zayıflamalar meydana gelmektedir.

DAHA DETAYLI BİLGİ ALMAK VE AKLINIZA TAKILAN SORULAR İLE İLGİLİ BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ.