Trafik kazası sonucu maddi ve manevi zarar gören mağdurun ve/veya mağdurun vefatı halinde yakınlarının maddi ve manevi zararının tazminine yönelik davalar ülkemizde dava konusu yapılan en yaygın hukuki sorunlardan birini oluşturmaktadır.

Tazminat Davaları Hakkında Genel Bilgiler

Tazminat davaları temel yasal dayanağını Borçlar Kanunun haksız fiili düzenleyen 41. maddesinde bulur. Anılan madde şöyledir. ’Gerek kasten ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik haksız bir suretle diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.. ‘ şeklindedir. Bu maddenin karşılığı 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar kanunun 49. maddesidir. Daha açık bir dil ile yazılmış olan bu madde hükmü ise şu şekildedir. “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”.

Buna göre bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle (kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak) bir başkasını zarara uğratırsa zarar tazmini ile yükümlüdür. Bu tazmin talebi hukukumuzda tazminat davaları ile ileri sürülmektedir.

Trafik kazası sonucu uğranılan zararın kapsamı

Zararın nevi maddi ve manevi olabilir. Trafik kazaları gibi olaylarda karşılaştığımız zarar kalemi ise çok çeşitlidir.

Ölüm

Trafik kazası sonucu ölüm halinde nelerin tazmini gereken zarar kapsamına gireceği Borçlar Kanunun 45. maddesinde sayılmıştır. 6098 Sayılı Yeni Borçlar Kanunun bu maddeye karşılık gelen 53. maddesinde sadece 45. maddenin dili sadeleştirilmiş olduğundan biz bu maddeyi alıntılayacağız buna göre ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

  • Cenaze giderleri.
  • Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
  • Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
  • Bedensel (cismani) Zararlar

Borçlar kanunun 46. maddesi ‘Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen ve kısmen çalışmağa muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetin tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir. Eğer hükmün Sudur’u esnasında kafi derecede kanaat ile cismani zararın neticelerini tayin etmek mümkün değil ise; hükmün tefhi.. tarihinden itibaren iki sene zarfında hakimin, tetkik salahiyetini muhafaza etmeğe hakkı vardır’ şeklindedir.

6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanununun 54. maddesi ise bedensel zararların kapsamını şu şekilde tayin etmiştir.

Madde 54: Bedensel zararlar özellikle şunlardır:

  • Tedavi giderleri.
  • Kazanç kaybı.
  • Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.

Yukarıdaki yasa maddelerinden de görüleceği üzere; trafik kazası sonucu şayet ölüm meydana gelmişse defin ve cenaze masrafları ile vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destek yoksun kalma tazminatı talep edilebilecek zarar kalemlerini oluşturur. Trafik kazası sonucu yaralanma halinde ise tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararlar, kalıcı bir maluliyet varsa, kalıcı maluliyetin getirdiği maddi gelir kaybı en önemli maddi tazminat kalemleridir. Ölümü halinde ise defin cenaze masrafları ve vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının zarar talep edebilecek tazminat kalemleridir.

Trafik kazasında mağdur olan kişinin kaza sırasında araç kullanıyor olması halinde aracında yada başka bir eşyasında kaza sebebi ile zarar meydana gelmişse bunlarda talep edebilecek tazminat kalemleri arasında sayılacaktır.

Manevi zararlar

Borçlar Kanunu Md. 47’de ‘Hâkim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namıyla adalete muvafık bir tazminat verilmesine karar verebilir’ denilmiştir. 6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunun bu hükme karşılık gelen 56. maddesi ise şöyledir.

Madde 56; Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.

Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

Trafik kazalarında maddi zararın yanı sıra mağdurun manevi zararının da ortaya çıkacağı gerçektir. Kaza gibi asla istenmeyen maddi ve manevi varlığımızı ve bütünlüğümüzü tehlikeye sokan bir durumun bir takım manevi zararları da olacaktır.

Çekilen acı, üzüntü, korku, endişe, manevi zarar olarak açıkladığımız olguların başında gelmektedir. Mağdur kaza sonucu yaralanmışsa kaza sebebi ile yaşadığı korkunun üzüntünün çektiği acılar onun manevi varlığında meydana getirdiği zararın tazmini talep edebilir.

Trafik Kazaları Sonucu Ortaya Çıkan Maddi ve Manevi Zararların Tazmini İçin Dava Açabilecek Olanlar

Zarar görenin kaza sonucu ölümü halinde yasal mirasçıları, onun vefatı ile maddi ve manevi zarar gören yakınları annesi babası eşi çocukları kardeşleri nişanlısı ve bakım ve desteği altındaki kişiler maddi ve zararlarının tazmini için dava açma hakkına sahiptirler.

Mağdurun kaza sonucu ölmediği ama medeni haklarını da kullanamadığı hallerde bitkisel hayat koma ya da akıl sağlığını, fiil ehliyetini yitirdiği veya fiil ehliyetine sahip olmadığı durumlarda mağdurun zararlarının tazmini için veli vasi ya da yasalarımızda düzenlenmiş olan kanuni temsilcileri tarafından dava açılabilir.

Mağdurun dava açtıktan sonra vefatı halinde ise yasal mirasçıları yalnız mağduru ilgilendirmeyen, mirasçılarının mal varlığı haklarını da etkileyen bu davaları sürdürebilirler. 

Trafik Kazalarında Zarar Görenlerin Açacakları Maddi ve Manevi Tazminat Davasında Dava Açma Süresi

Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmak için yasada öngörülen süre mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. 6098 Sayılı yeni Türk Borçlar Kanununun 72. maddesinde de bu süre 2 yıl olarak öngörülmüştür. Kaza sonucu dava açarak zararlarının giderilmesini isteyecek kişiler bu 2 yıllık süre içinde dava açmak zorundadır. Her halükarda ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı zaman aşımına uğrar.

Burada bir istisna vardır. O da eğer failin trafik kazası ile sonuçlanan eylemi aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil ediyorsa ve bu suç için ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörülmüş ise tazminat davası açma süresi de ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süresine uzar. Bu husus 6098 Sayılı yeni Türk Borçlar Kanununun 72. maddesinin birinci fıkrasının 2. cümlesinde “Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır” şeklinde ifade edilmiştir.

Trafik Kazaları Sonucu Aleyhine Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Açılabilecek Olanlar

Trafik kazalarında dava açılabilecek kişiler, kazanın şekli, kusur durumu gibi her vakıada farklı olabilecek durumlar dikkate alınarak tespit edilmelidir.

Kazaya Sebebiyet veren sürücülere dava açılabilir.

Borçlar Kanunu 41 ve Yeni Borçlar Kanunu 49. maddeleri gereğince üzere tazminat davaları; dava konusu olan zararı doğuran olaya sebep olan kişi ya da kişilere karşı açılır.

Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. (TBK Md. 61 BK Md. 50) Zararı doğuran eyleme kimler sebep oldu ise; birden fazla aracın karıştığı trafik kazalarında olduğu gibi bu kişilerin hepsine karşı kusurları dikkate alınarak dava açılabilecektir.

Araç Malikine/İşletene Karşı Dava Açılabilir.

Örneğin; araç kullanan sürücünün kusurlu olarak bir yayaya çarpması sonucu açılacak davada dava aracı kullanan sürücüye yöneltilecektir. Eğer araç trafik sicilinde kayıtlı araç maliki , kazaya karışan sürücüden farklı ise araç malikine daha hukuki bir tabirle “işletene”  karşı da dava açılmalıdır. Burada araç malikinin yasadan doğan kusursuz sorumluluğu söz konusudur.

Sigorta Şirketine Karşı Dava Açılabilir.

Kazaya karışan aracın trafik sigortası olarak bilinen Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası’nı yapan şirkete kaşı dava açılabilir.

Bazı durumlarda, poliçe şartlarına göre,  KASKO denilen sigortayı yapan şirketine karşı da dava açılabilir.

Güvence hesabına karşı dava açılabilir.

Zararın meydana geldiği kazaya karışan aracın Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının bulunmadığı yahut iflas vs. gibi nedenle ödeme yapamayacak durumda olduğu, kazaya karışan aracın tespit edilemediği gibi hallerde güvence hesabına karşı da dava açılabilir.

DAHA DETAYLI BİLGİ ALMAK VE AKLINIZA TAKILAN SORULAR İLE İLGİLİ BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ.