Özet: Uyuşmazlık; imza itirazına ilişkindir. Dosya arasında bulunan bilirkişi raporlarında imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmemiş, borçlu vekili ise yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. Mahkemece, uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kesin kanaat içermeyen ve dolayısıyla uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte bulunmayan rapor hükme esas alınıp, yorumlanarak imzaya itirazın reddi yönünde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, örnek 10 ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal 5 günlük süre içerisinde icra mahkemesine başvurarak imza itirazında da bulunduğu; mahkemece, imza itirazının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

İtiraza konu imza üzerinde yapılan incelemeye ilişkin olarak,… Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 22.02.2016 tarihli raporda “…imzaların …’ın eli ürünü olabileceği”, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 31.05.2016 tarihli raporda; “söz konusu imzaların isim yazısı ile birlikte değerlendirildiğinde kuvvetle muhtemel …’ın eli ürünü olduğu …” belirtildiği, borçlu vekilinin, 19.07.2016 tarihli duruşmada yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep ettiği görülmüştür.

Dosya arasında bulunan bilirkişi raporlarında imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmemiş, borçlu vekili ise yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.

Bu durumda, mahkemece, uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesin kanaat içermeyen ve dolayısıyla uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte bulunmayan rapor hükme esas alınıp, yorumlanarak imzaya itirazın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

DAHA DETAYLI BİLGİ ALMAK VE AKLINIZA TAKILAN SORULAR İLE İLGİLİ BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ.