Borçlu A.S. kendisine gönderilen örnek 10 ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu takip dayanağı bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını icra mahkemesine verdiği dilekçede ileri sürerek takibin durdurulmasını ve ödeme emri tebliğ tarihinin tebligata ıttıla tarihi olan 28.6.2008 olarak düzeltilmesini talep etmiştir.

Mahkemece 15.3.2010 tarihli duruşmada verilen ara kararında imza yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına, bilirkişi olarak grafolog İ.Ö’nün görevlendirilmesine karar verilmiş anılan bilirkişi 16.7.2010 tarihli raporunda senetteki borçlu imzasının, A. S'nin elinden çıkmış samimi imzaları olduğu kanaatine varılmıştır.

Borçlu vekili Av. A.S. 24.8.2010 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, bilirkişi İ. Ö hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/….. esas sayılı soruşturma dosyası ile yaptıkları şikayetlerinin olduğunu bilirkişinin tarafsızlığını yitirme ihtimali söz konusu olduğundan bilirkişiyi reddettiklerini ve dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik inceleme ihtisas Dairesi Başkanlığına gönderilerek yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Alacaklı ise davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme bilirkişinin reddi talebi konusunda herhangi bir karar vermeden raporun yeterli ve gerekçeli olduğundan söz ederek davanın reddine karar vermiştir.

Temyize eklenen Cumhuriyet Savcılığına verilen şikâyet dilekçesinin tarafları farklı olan Şişli 8. icra Müdürlüğünün dosyası ile ilgili olarak Av. A. S. tarafından düzenlendiği görülmektedir. 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldıran Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bilirkişinin 15.5.2010 tarihinde mahkemece kendiliğinden seçildiği tarih dikkate alındığında olaya uygulanması gereken 1086 Sayılı Kanunun 276. maddesi hükmü uyarınca bilirkişi, ancak iki taraf ittifak edemedikleri takdirde tahkikat hâkimi tarafından seçilir.

Mahkemece taraflara üzerinde anlaştıkları bilirkişi olup olmadığı sorulmadan resen bilirkişi seçilmesi anılan madde hükmüne aykırıdır. Ayrıca bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde raporu veren bilirkişi hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi verildiği, bilirkişi ret talebi ile birlikte yeniden bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiğinden, mahkemece bilirkişinin reddi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi ayrıca yeniden farklı kişilerden bilirkişi raporu alınarak itirazın değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K'nın 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

DAHA DETAYLI BİLGİ ALMAK VE AKLINIZA TAKILAN SORULAR İLE İLGİLİ BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ.