Davada hâkimin uzmanlık alanı dışında kalan ve davanın çözümünde hâkime yardımcı olan bilirkişi, görüşüne başvurulan üçüncü kişidir. Davanın çözümünde teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren hallerde görüşüne başvurulan bilirkişi, görüşüne başvurulan konu hakkında özel ve teknik bilgisine dayanılarak inceleme yapmakta ve kanaatini bilirkişi raporu şeklinde sunmaktadır. Diğer bir ifade ile bilirkişi, hukuk alanı dışında teknik bilgi gerektiren konularla ilgili bilgisini davaya bilirkişi raporu şeklinde dâhil etmektedir.

Hukuksal sorunların çözümünde yetki hâkime aittir. Hâkim bu yetkisini anayasadan almakta ve bu yetkiyi başka bir erke devretme mümkün değildir. Ancak, hâkimin anlaşmazlık konusu olaya hangi hukuk kuralının uygulanabileceğini anlayabilmesi için, uyuşmazlık konusu olayın niteliğinin ortaya konulması hakkında uzmanlık gerektiren özel veya teknik bazı bilgilere gereksinim duyulmaktadır. Bu gibi ihtiyaçlar nedeniyle bunları dikkate alan kanun yapıcılar yargıca, teknik veya özel bilgiyi gerektiren hususlarda bilirkişiye müracaat yetkisi vermektedir.

5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 67/6 maddesi hükmüne göre Cumhuriyet Savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafi veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. Bir davada tahlili hâkim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi icap ettiren durumlarda oy ve görüşüne başvurulan üçüncü kişiye veya kişilere bilirkişi denilmektedir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 266. maddesinde ise mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz, denilmektedir.

Bilirkişi, görüşüne başvurulan husus hakkında, özel ve teknik bilgisine dayanılarak inceleme yapar ve vardığı sonuçları bilirkişi raporu olarak mahkemeye sunmaktadır. Çözümü hâkimler tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgisinin gerekli olduğu durumlarda bilirkişi incelemesi yapılması için müracaat edilmektedir.   Başka bir ifade ile hâkimin teknik ve özel bilgisinin yeterli olmadığı hallerde bilirkişi, yargıca yardımcı olmaktadır.

Bilirkişi raporu, takdiri deliller arasında sayılmış olup, mahkeme hakimi bilirkişi raporu ile bağlı değildir. Dava dosyasındaki diğer deliller gibi bilirkişi raporunun takdiri de mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Ancak hâkimler, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurdukları için genellikle kararlarını da bilirkişi raporlarına göre vermektedir.

Bilirkişi raporunda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir. Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve bilirkişi raporunun duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.

Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak açıklamasına karar verirse, bilirkişinin açıklamaları tutanağa geçirilir ve tutanağın altına bilirkişinin de imzası alınır. Kurul hâlinde görevlendirme söz konusu ise bilirkişilerin bilgilerine başvurulan hususu hemen aralarında müzakere etmelerine imkân tanınır ve müzakere sonucunda açıklanan oy ve görüş, tutanakla tespit edilip; tutanağın altı, bilirkişilere imza ettirilir.

Mahkemeye, genelde üç nüsha olarak sunulan bilirkişi raporu, taraflara tebliğ edilmektedir. Davada tarafların bilirkişi raporuna itirazı var ise itiraz eden taraf tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde bilirkişi raporuna karşı itirazını yapması gerekmektedir. Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.

DAHA DETAYLI BİLGİ ALMAK VE AKLINIZA TAKILAN SORULAR İLE İLGİLİ BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ.