Yazı ve imza barındıran belgelerin son derecede önemli bir yere sahip olduğu bir gerçektir. Her yazı belge niteliği taşımamakla birlikte yazıların belge niteliği taşıması için belirli özellikleri ihtiva etmesi gerekmektedir. Belge, Türk Ceza Kanunu’nda üzerine bir şeyler yazılan ve hukuki hüküm ifade eden bir olayı ispata yarayan yazı olarak tanımlanmıştır. Yargıtay ise belgeyi bir hukuki hüküm ifade eden, bir hakkın doğmasına veya kaybedilmesine, bir olayı ispatlamaya yarayan yazı olarak tanımlamaktadır. Her hangi bir şekil, işaret ve sembol içeren dava konusu olayın doğruluğunu kanıtlamak amacıyla kullanılan her türlü kıymetli evrakları kapsayan vakıa adli belge olarak tanımlanmaktadır.

İmza veya yazı içeren belgeler taraflar arasında yapılan sözleşmelerin kanıtlanabilirliğini sağlaması, yasal düzenlemelerde ihtilafın giderilmesinde yaptırım gücü bakımından önem arz etmesi, bu tür belgelerin artmasına neden olurken, maalesef bu durum amaç dışı ve kötü kullanımları da arttırmış ve çoğunlukla hukuki uyuşmazlık konusu davalara neden olmaktadır. Burada taklit şeklinde bir sahtecilik söz konusudur. Örneğin, gerçekleşmeyen satış işlemi için fatura düzenlenmesi, sahte belge düzenlenmesi olarak adlandırılmaktadır.  Sahte belge, VUK’ta, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde, bunlar varmış gibi düzenlenen belge şeklinde tanımlanmaktadır.

Hukuki uyuşmazlık konusu olaylarda mahkemenin uzmanlık alanı haricinde teknik ve özel bilgi gerektiren hukuk dışı hallerde başkalarının yardımına ihtiyaç duyulmaktadır. Mahkemelerin uzmanlık alanları dışında özel ve teknik bilgi gerektiren konularda yardıma ihtiyaç duymaları ve mahkemelerin alanlarında uzman olan kişilerden yardım almaları mahkemelerin ayrılmaz bir parçası olarak bilirkişilik kurumunun oluşmasına neden olmaktadır.

Adli belge inceleme konusunda ülkemizde herhangi bir yasal düzenleme olmamakla birlikte bilirkişiliği düzenleyen kanun maddeleri vardır. Bu konudaki yasal düzenleme, 6754 sayılı bilirkişilik kanunu kapsamında yapılmış olup bu kanunda bilirkişilik kurumunun genel şartları belirlenmiştir. Mahkemeler alanında uzman bilirkişi olarak tabir edilen kişilerin görüşlerine başvurmaktadır. Ancak bilirkişi seçiminde bir takım kuralların olması gerektiği ve bu kurallara uyularak bilirkişi atamasının yapılması gerektiği zorunluluk haline gelmiştir. Özellikle de adli belge inceleme gibi bazı uzmanlık alanlarında görüşüne başvurulan bilirkişilerin bu alanda yetkinliğinin olması uyuşmazlıkların çözümlenmesinde ve davaların sürelerinin kısalmasında önemli rol oynamaktadır.

Adli belge incelemelerinde önemli olan bilirkişi incelemesinin orijinal belge üzerinde yapılması gerektiğidir. Orijinal olmayan belge üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde hata payı artabilmekte, bilirkişi, hazırladığı raporda daha esnek bir ifade kullanmaktadır. Bu şekilde esnek ifadeler taşıyan bilirkişi raporu da mahkemelere sunulduğunda mahkemeler tarafından dikkate alınmamaktadır. Belgelerin üzerinde bulunan imza ve yazıların iyileştirilmesi, belge üzerindeki değişikliklerin hangi yöntemlerle yapıldığı, belgelere atılmış imzalar incelenip sahte belgedeki veriler bilirkişi raporu ile kanıtlanmaktadır. 

DAHA DETAYLI BİLGİ ALMAK VE AKLINIZA TAKILAN SORULAR İLE İLGİLİ BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ.